Tüm sanatçılar, derinden kişisel olanın evrensele açılan tek gerçek kapı olduğunu; ancak en mahrem manzaralarımızı yakından inceledikten sonra en uzak ufukları görme özgürlüğüne kavuştuğumuzu bilirler. Bazıları, William Blake’in (28 Kasım 1757-12 Ağustos 1827) yaptığı gibi, bu algı kapılarını diğerlerinden kat kat daha büyük bir ustalıkla açarlar. Alfred Kazin, “Blake gibi bir dehanın işareti,” diye yazmıştır , “düşüncesindeki en saf ve en tutarlı olanın kendi acısını ve fanatizmini yakıp yok etmesi, sanatının ise içimizdeki en derin insani şeye hitap etmesidir.”
Kum tanesinde evreni gören bir adamın, insan varoluşunun akıl almaz güzelliğini ve trajedisini bir sineğin geçici hayatında görmesi şaşırtıcı mıdır?
Müzisyen Esperanza Spalding, Blake’in “Sinek” şiirini seslendiriyor.