Cemal Reşit Rey – Hatıradan İbaret Şehirde Gezintiler – Mezarlık

Cemal Reşit Rey, 1904 – 1985. Çoksesli müziğimizin öncüleri arasında yer alır. Türk Beşleri olarak anılan grubun üyesidir. Besteciliği kadar eğitimci, piyano pedagogu, piyanist, orkestra yöneticisi ve İstanbul Şehir Orkestrası’nın kurucusu olarak Türk müzik tarihine geçmiştir. Babası, Servet-i Fünun Dergisi‘nde H. Nazım takma adıyla yazan, Edebiyat-ı Cedide’nin tanınmış bir yazarı, Ahmed Reşid Bey‘dir. Çok küçük yaşta mızıka ile şarkılar çalmaya başlamış, ilk piyano derslerini annesinden almış ve sekiz yaşında bir vals bestelemiştir.

Eğitimi esnasında ailesi ile birlikte Kudüs’ten Paris’e oradan İsviçre’ye taşınmak durumunda kalan Reşit’in Türk kültürüne hizmeti 1923’de Cumhuriyet’in kurulmasıyla başlar. O zamanki adıyla Dar-ül Elhan’da (şimdiki adı ile İstanbul Belediye Konservatuarı) kompozisyon ve piyano dersleri vermek üzere yurda dönen sanatçı, 1926 yılında burada bir de koro kurmuştur. Kendisi ise bu koroya piyano ile eşlik etmiştir. İstanbul Şehir Orkestrası’nın ilk çekirdeği olan “Yaylı Sazlar Grubu“, 1934’de Cemal Reşit tarafından kurulmuştur. 1945-46 yıllarında konservatuarın ileri sınıflarından üflemeli çalgı öğrencilerinin de katılmasıyla “senfonik orkestra” özelliğine sahip olan topluluk, 1968 yılına kadar her hafta, düzenli konserler vermiştir.

1938 yılında yeni kurulan Ankara Radyosu’na çağrılan Cemal Reşit, 1940’a kadar Batı Müziği Yayınları Şefi olarak görev yapmıştır. 1940’da İstanbul’a dönerek öğretmenliğini, piyanistliğini ve orkestra şefliğini sürdürmüştür. Uzun yıllar İstanbul Radyosu’nda hazırladığı “Piyano Dünyasında Gezintiler” başlıklı programları ile pek çok yeni yapıtı açıklamalı olarak seslendirmiştir.

Cemal Reşit’in kültür yaşamımıza en önemli katkılarından birisi de İstanbul’da Filarmoni Derneği‘nin kuruluşuna önayak olmasıdır. Bu dernek aracılığı ile ülkemize dünyanın en ünlü şefleri ve solistleri gelmiş, gerek orkestra üyelerinin gerekse müzik dinleyicilerinin görgü ve eğitimi açısından büyük yararlar sağlanmıştır.

Cemal Reşit Rey, bestecilik sürecini dört ayrı dönemde ele alabileceğimizi belirtmiştir. 1919’dan 1926’ya dek yazdığı Fransızca başlıklı şarkılar, öğrencilik yıllarının bir uzantısıdır. Besteci, 1926’da bestelediği ve ilk kez Türk halk motiflerini kullandığı Oniki Anadolu Türküsü ile birinci dönem çalışmalarının başladığını söylemiştir. Halk türküleri ve oyun havalarını armonize ederek ilk çokseslilik örneklerini sunmuştur. 1931’den sonra ortaya çıkan yapıtları içerik olarak daha gizemli ve teknik olarak izlenimci bir görünüm taşır. Enstantaneler, bu döneme en iyi örnektir. Aynı yıllar besteciyi ağabeyi Ekrem Reşit ile birlikte operetler yazarken buluruz. Hafif ve alımlı ezgileriyle halkı çoksesliliğe alıştırmayı öngören bu operetler yıllarca ilgi toplamıştır.

1950’den sonra Cemal Reşit, “kendi fantezi dünyası içinde” çalışmalar yaptığını belirtmiştir. Makamsal Türk müziği, tasavvuf felsefesi, ölüm fikrinin işlendiği, konulu senfonik şiirleri, ilahilerden ve büyük orkestra olanaklarından yararlandığı yapıtları bu döneme rastlar: Çağrılış, Fatih Senfonisi gibi..

Teknik açıdan, Cemal Reşit Rey’in yapıtlarının tümü modal yapı, belli bir tona bağlı armoni dokusu ve melodik çizgiye büyük önem veren bir kurgu içinde yazılmıştır. 1982 yılında “Devlet Sanatçısı” ünvanı alan besteci, 7 Ekim 1985 tarihine, ölümüne dek Mimar Sinan Üniversitesi’ne bağlı Devlet Konservatuarı’nda kompozisyon öğretmenliği yapmıştır.

güncel paylaşımları takipte kalmak için instagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.